İç giyim’de yeni yıldız: Else ve tasarımcısı Ela Onur…



Else, sizin için yeni bir iç giyim markası olabilir. Ancak arkasında bu konuda deneyimli bir ekip, uzman bir ailenin geçmişi ve yaratıcı bir isim var. Yeni yıla doğru, bu ismi henüz duymamış olanlar varsa, sizi onunla tanıştırmak istiyorum. Gelecek yıllar içinde adını çok daha fazla duyacağımızı düşündüğüm bu tasarımcı Ela Onur. Aşağıda yeni koleksiyonundan özel parçaları ve onunla yaptığımız söyleşiyi okuyabilirsiniz.

1982 doğumlu tasarımcı çocuklugunu Los Angeles’da geçirmiş. Eğitimi için İstanbul’a döndükten sonra üniversite eğitimini yine Amerika’da tamamlamış.Mezuniyetten sonra Türkiye’ye dönüp iç çamasir aksesuarları üreten, ailesine ait fabrikada çalisan tasarımcı bu sayede önce üretim, sonrasında da ihracat departmanlarında deneyim kazanmış. “2006 yılının sonlarına doğru uzun zamandan beri içimde yaşattığım projemle ilgili olarak ilk çalismalara ve hesaplamalara başladım” diyor Ela Onur ve 2007 yılında da ELSE’i kuruyor.


Bu marka hangi hikaye ile çıktı?

ELSE’in kelime olarak pek bir anlamı yok aslında. Diğer kelimelerle birlikte inglizce’de “başka” anlamına geliyor. Ben de zaten farklı, her yerde olmayan bir şey yapmak istiyordum. İç çamasiri markalarına baktığınız zaman ya çok “basic” ürünler, ya çok ucuz ürünler ya da giyilmesi pek kolay ve pratik olmayan, giyildiğinde ise yakışıp yakışmayacağı belli olmayan sofistike ürünler görüyorum. Ben bir şekilde bunların hepsinden farklı olarak hem şik, hem rahat ve de en önemlisi giyildiği zaman giyeni güvenli ve huzurlu hissettirecek bir marka yaratmak istedim. Hikaye kısaca bundan ibaret.



Neden bir çok tasarımcının aksine hazır giyim yerine iç giyimi tercih ettiniz?

Aile işinden dolayı hep iç çamasiri işinin içinde oldum. Tüketici olarak da her zaman cok merakım vardı iç çamasirina. Bence kendine saygı duyan bir kadının iç çamasirina çok özen göstermesi gerekli. Bununla illa pahalı ve seksi ürünleri kastetmiyorum, dışımıza gösterdiğimiz özenin aynısını içimize de göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir nevi dürüstlük yani.

Bütün bunların dışında beni en çok etkileyen kısmı detayların önemi, tasarımın her anlamda ön plana çikmasi. Tasarım sadece görsel değil aynı zamanda fonksiyonel de olmalı. Fonksiyonelliğinizi kaybettiğiniz anda görsel tasarımın hiç bir anlamı kalmıyor. İkisini birlikte başarabilmek için de teknik açıdan devamlı yeniliklere açık olmalı ve sürekli kendinizi geliştirmelisiniz. Derinlere indiğiniz sürece her gün yeni birsey kesfedebiliyorsunuz; bu süreçler de bana çok heyecan veriyor.

Ürünlerinizin diğer markalardan farkı ne? Neden Else’yi tercih edelim?

Ürünlerin uygun ve doğru oturan kalıplarını bulmak için çok çabaliyoruz. Ufak bir atölyemiz var ve bütün ekibin iyinin üzerinde kalıp bilgisi ve deneyimi var. İşin bizce asıl püf noktası doğru kalıp, doğru aksesuarlar ve başarılı bir tasarımı bir araya getirebilmektir. Biz tasarımın yanında ic giyimde destek, konfor ve kaliteyi on planda tutmaya çalisiyoruz. Sutyen gercekten cok teknik bir ürün ve sutyeni oluşturan her parçayı dikkatlice secmeniz gerekir. Else’nin en cok bu konuda basarılı oldugunu dusunuyorum. Günün sonunda hem cok sofistike, şik ve kaliteli bir ürüne sahip olup aynı zamanda da günlük iç çamasiriniz kadar rahat kullanabiliyorsunuz.



Hangi ürünleri her sezon Else’de bulabiliriz? Sizinle anılan bir ürün var mı?

“Signature” koleksiyonu Else’in ilk kurulduğundan beri her sezon ufak tefek değişikliklerle birlikte sürdürdüğümüz ürünlerden oluşmaktadır. O yüzden adını “signature” koyduk zaten. Müşterilerimiz beğenmeye devam ettiği sürece de devam edeceğiz. Bu koleksiyondaki balenli chemise’ler özellikle Amerika’da oldulça beğeniliyor, Türkiye’de de bu kış kadınların beğenisine sunduk aynı ürünü.

Bu marka hangi kadınlara hitap ediyor?

Kendine güvenen ve güvende hissetmek isteyen, içi dışı bir diye tabir ettiğimiz kendiyle barışık, zor beğenen, detaylara önem veren, dinamik, hareketli günümüzün modern kadınına hitap etmeye gayret ediyoruz.


Ya size ilham veren kadınlar ?

Her sezon koleksiyonu oluştururken geçmiş ve günümüzde dünyaya yön veren, ikonlaşmış kadınları şöyle bir gözümün önünden geçirir; yapmış olduğumuz ürünleri bu karakterlere oturtup kafamda bir resimlerini çizerim, bir çesit zihinsel resim gibi bir şey. Sonra da bu model şu kadında çok güzel dururdu gibi yorumlar geliyor tabii. Mesela, önümüzdeki yaz sezonundaki birkaç üründe Marie Antoinette geçti aklımdan. Şubat ayında New York’da sergileyeceğim 2011 kış koleksiyonunda bir tema Moulen Rouge kadınları üzerine olacak, aynı zamanda Madonna’nın “gridle” seklinde bustiyerleri sahne kıyafetleri andıran ürünler olacak.
Bana ilham veren kadınlardan belki de en önemlisi rahmetli annannem Renan Tecimen yer alıyor. Kendisi, yaşadığı jenerasyonun ikon kadınlarındadı. 1970’li yıllarda kırklı yaşlarında mayokinili resimleri vardır albümümde.


Ürünlerinizi nerelerde bulabiliriz?

İlk çikis ve hedef pazarım Amerika. Şu anda New York, Miami, Chicago, Los Angeles gibi başlıca şehirlerde satılıyor ELSE. Aynı zamanda Amerika’da bir kaç online satış kanallarını da deniyoruz. Türkiye’de ise sadece Harvey Nichols, Mendos’un birkaç adet mağazasında bulunuyoruz.



Markanın geleceği ile ilgili planlarınız nedir?

Öncelikle Amerika’da iyice yayılmak ve büyümek istiyoruz. Başlıca bütün multi-brand mağazalar, seçkin butikler ve department mağazalara girmeyi ve uzun süre de kalmayı amaçlıyoruz. Amerika’dan sonra Ortadoğu, Avrupa ve Uzakdoguyu hedefliyoruz.

Eğer fırsat olursa Türkiye’de bir tane multi-brand, şik bir iç çamasiri butiği de açmayı çok isterim. Bence ülkede bunun için halen çok fırsat var. Nedense bir kaç tanesi dışında Türkiye’de hiç bir “Çok markalı mağaza” veya butik, iç çamasirina gereken önemi vermiyor.


Gelecek sezon için öngörüleriniz neler? Bize ne önerirsiniz?

İc giyim artık dış giyimle oldukça paralel gitmeye başladı. Önümüzdeki sezon iç giyim cok ön planda olacak. Ceketlerin, gömleklerin altından sutyen ve bustiyerler çekinmeden giyilebilecek çünkü kullanılan kumaşlar ve tasarımlar dış giyime doğru gidiyor. Ayrıca, bu sene Amerika’da çok büyük bir “garter belt” (jartiyer) çilginligi var, devam ederse gelecek sene Türkiye’de de bolca görebiliriz diye düşünüyorum. Gelecek seneler eğlenceli olacak gibi görünüyor.

0 yorum:

Toolbar