Ny defilelerinde ne var ne yok?



















Read More... - Devamı burada...

Barbiemania

Çocukluğumuzun en iyi arkadaşını büyüdüğümüzde terketmek olmaz değil mi? İşte onu terkedemeyenler de bu seneple onu büyüklerin dünyasına taşıyor. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde gördüğünüz defileden bahsetmeyeceğim çünkü aslında daha fazlası var. Aşağıdaki 3000 Pounda yakın fiyatı olan Barbie pasta gibi...

Barbie bavulları ile seyahat...






Barbie ile aynı ayakkabıları giymek...
Elbiselerindeki şatafatı hissetmek...
Ya da onun gardrobuna sahip olmak...

Her biri olabilir, ama ya bu araba?

Read More... - Devamı burada...

Tattoo

Bebaroque

Tattoo her yerde…

Yıllardır tartışılır: Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? Moda için de aynı soruyu sorabiliriz. Giydiklerimiz mi tasarımcılar etkiler, tasarımcılar mı insanları yönlendirir?

Resimlere bakarsak bunun cevabını şu şekilde verebiliriz:

Tasarımcıları etkileyenler öncelikle bizleriz.

Vücudumuza yaptırdığımız dövmeler sadece giyim sektöründe değil, seramik, halı, mobilya gibi farklı sektörleri de etkiliyor. Hatırlarsanız bir dönem D&G ve J. P. Gaultier’in dövmeli tşirtleri çok popülerdi.

Bu sezonda da çoraplarda bu temaya rastlamak mümkün.

Bir zamanlar dövme dendiğinde herkesin birbirine benzer motifler yaptırdığı günler eskilerde kaldı. Şimdi nasıl tasarımcılar bu motiflerden etkileniyorsa, dövme yaptırmak isteyenler de moda akımlarından etkileniyor.

Bu yıl vintage karakterlerin ve dantel motiflerin yılı.

Trendler gelecek 2009 yazı için farklı etnik motifleri fısıldıyor. Her yıl sildirip yenisini yaptıracak değilim ya, dövmenin modası mı olurmuş demeyin, motifiniz sizi ve onu ne için, ne zaman yaptırdığınızı hatırlatacak uzun yıllar boyunca.

MM İst.

Read More... - Devamı burada...

Moda evlerimize giriyor...

Moda sadece giyimde değil, hayatımızdaki bir çok adımda karşımıza çıkar. Takı tasarımları, makyaj ve güzellik malzemeleri,ev ve araba tasarımları ve hatta teknolojik ürünler trendlere göre şekillenir. İç mimari de akımlardan fazlasıyla etkilenir. Giyim sanayi ile birbirlerinden çok farklı görünseler de bu iki tasarım dalı birbirleri ile bağlantılıdır. Her yıl gardroplarınızı elden geçirip ufak tefek ekleme ve değişikliklerle yepyeni kıyafetlere sahip olabileceğiniz gibi, fazla zaman ve masraf gerektirmeyen değişikliklerle yenilenmiş bir eve de sahip olabilirsiniz.

Sezonun yeniliklerine göre birkaç yeni aksesuar, belki zamanı gelmiş duvar boyanızın renginde bir değişiklik, yada eski koltuğunuza yeni bir yüz. Yeni yüzü sadece kaplatarak değil, bir koltuk örtüsü veya küçük renkli yastıklarla da elde edebilirsiniz. Anneannenizden kalan renkli cam vazoyu birkaç renkli obje ile karıştırmak, her zaman giydiğiniz beyaz gömleği bu sefer renkli bir kolye veya ayakkabı ile kombinlemek gibi kolay olacaktır.

Son yıllarda ortaya çıkan modern ve klasiğin birlikteliği işimizi kolaylaştırıyor aslında.

Her zamanki gibi, siz sezondan kendi renginizi bulun yeter…












Read More... - Devamı burada...

Moda kurbanı olmayın !


Henüz küçücük bir kızken kafama koymuştum. Ben büyüyünce mutlaka o teyzemin evinde gördüğüm dergilerdeki gibi giyinip, o işin içinde yer alacaktım. O işi yapanlara ne dendiğini bilmediğim için kıyafetler hazırlayacağım derdim herkese. Hoş bir de perim olacaktı o akla göre, o bana hayal ettiğim her şeyi çıkarıp asacaktı karşıma.

Neyse defterler dolusu çizim yaptım, Barbie’lerime kıyafetler diktim,nihayetinde branş istediğim branş olmasa da gün geldi Tekstili kazandım ve bitirdim.

Mezun olur olmaz da çalışmaya başladım. Sıfırdan. Keyifle çalışarak, başlarda gece yarıları bile işletmeye çağırılmaktan dolayı isyan etsem de sonraları iş seyahatleri ile istediğim bir çok ülkeyi gezme şansına sahip olunca bu gel gitlere alışarak 11 yılı devirdim. Sonra bir gün, kendime sordum? Hayal ettiğin bu mu?

İşte o günden sonra ofise gidip gelmek çok zor gelmeye başladı, başka değişikliklerinde girmesiyle hayatıma, dedim ki zaman şu zaman,şu tarihe kadar dayanacağım, sonra...

Sonra hayal ettiğim şey, sanırım azıcık aşım ağrısız başım diye tabir edilen cinsten bir şey. İstediğim şeyleri tasarlamak, kendi istediğim şekilde satmak, ama keyif alarak bunları yapmak. Tabii oğluma daha fazla zaman ayırabileceğim geniş zamanlar bırakması da cabası.

Bu hayalimi gerçekleştirmek için çok zaman var belki ama bu konuda yazmak için sabırsızlanıyorum.

Sezon hakkında bilgi vermeden önce birkaç konuya açıklık getirelim. Moda nedir, ne değildir?

O sezon vitrinleri süsleyen birbirinin benzeri kıyafetleri giyerek üzerimizdekileri Kızılay dağıtmış gibi dolaşmak mı? Bir de üzerine aynı kesim ve renk saçlara benzeri aksesuar edinip aynı tornadan çıkmışçasına salınmak mı? Yoksa yenilikleri takip ederek bize yakışanları giyerek kendi stilimizi oluşturmak mı?

Nereden çıktı bu moda Allah aşkına? Kim karar veriyor neyin moda olacağına? Nasıl çıkıyor ortaya?

Bizler...

Modayı aslında bizler yaratıyoruz. Şöyle ki, dünyanın her bir köşesindeki savaşan, sevişen, tartışan, barışan değişen biz insanlar dünyanın gidişatında yaptığımız her değişiklikle gelecek yılların akımlarını yaratacak adımları atıyoruz. Gelecek sezonları araştırıp, sadece aksesuar, giyim ve ayakkabı gibi sektörlerde değil, otomotiv, ambalaj, mimari ve film endüstrisi gibi aklınıza gelebilecek hemen her konuda hayatımızın içine giren sektörleri de etkileyen kuruluşlar, bunu dünyanın dört bir yanında yer alan çalışanlarının gönderdiği bilgiler ışığında yapıyorlar.

Politika, din, savaşlar, küresel ısınma, organik bozulma... Her şey geleceği etkiliyor. Modayı da.

İnsanların inançlara dönüş yaşadığı günümüzde Prada gibi ünlü modaevlerinin farklı türban tasarımları ile defilelerini renklendirmeleri buna en güzel örnek.

İşte tüm bu bilgilerle özetlenen gelecek sezonlara ait ne varsa her şey modaevlerince yorumlanıp defilelere çıkıyor, üreticilere ulaşıyor, ve en sonunda da bizim alışveriş torbalarımıza giriyor.

Alışveriş torbaları...Biz kadınların çoğunun en sevdiği arkadaşlarından biridir değil mi?

Her şey iyi hoş, alışveriş yapmak keyifli ama o alışveriş torbalarının içindekiler bizi vezir de eder, rezil de...Bu yüzden bir moda kurbanı olmamak için birkaç basit noktaya dikkat etmemiz lazım belki de.

1- Moda olan her şeyi bir arada kullanacaksınız diye bir kaide yoktur.

Misal seksenli yıllardan esinlenilerek hazırlanan geçtiğimiz yaz sezonunun parlak baskılı kalçadan büzgülü canlı renklerdeki tşirtlerini yine moda olan kocaman renkli küpeler ve taytla kullanırsanız insanlar sizin olsa olsa 80 li yılların bir Türk filminden fırladığınızı düşünür. Allahtan vatka takmamışsınız!

2- Moda olan her şey herkese yakışmayabilir.
Hiçbir şeyi denemeden bana yakışmaz demeyin. Ama tabii alacağınız ürünün size yakışıp yakışmadığını yine en iyi siz bilirsiniz. İçinde rahat mı hissediyorsunuz kendinizi, yoksa orasını burasını çekiştirerek dolaşmaya değer mi? Herkesin size bakmasından rahatsız oluyorsanız o iddialı kıyafeti almayın. Yok eğer hoşuma gider tüm bakışların üzerimde olması diyorsanız, hazır modayken kaçırmayın.

3- Moda olan bir çok şey gardrobunuzdaki klasik bir çok kıyafete uyum sağlayabilir.

Beğendiğiniz ve aldığınız her ne ise onu gardrobunuzda kendinize en çok yakıştığını düşündüğünüz ve aynı zamanda en rahat hissettiğiniz kıyafetlerle kombin edin. Yukarıda bahsettiğim tşirt kumaş bir şortla hoş durmayacaktır ama sizi ince gösterdiğinizi düşündüğünüz jeanle neden olmasın?

Bir şeyi sadece moda olduğu için almayın. Unutmayın ki moda değişkendir. Aldığınız ürünün moda olduğu kadar klasik bir yanının da olması sizin o ürünü uzun senelerce keyifle kullanmanızı da sağlar. Bunun için kalitesine güvendiğiniz bir markayı tercih edebileceğiniz gibi, sadece adı için bir markaya da binlerce dolar verebilirsiniz. Bu biraz da sizin bütçeniz, hayat görüşünüz veya seçimlerinizle ilgili bir şey. Ama seçiminiz her ne olursa olsun aldığınız ürünü farklı kombinasyonlarla deneyip kendi stilinizi ve modanızı yaratın. Her kadının dolabında bulunması gereken belli başlı birkaç şey vardır. Kombinlemek için kurtarıcılar diyelim biz onlara. Beyaz bir gömlek, klasik bir jean, hoş bir siyah pantolon ve elbise. Bunlar eksikse, boş verin neyin moda olduğunu, önce bunları edinin.

Oscar Wilde “Moda denilen sey o kadar çirkindir ki onu her altı ayda bir değiştirirler “ demiş, biraz acımasız olmuş bu söz bana kalırsa, ama bazen öyle şeyler görüyoruz ki, hak vermemek de elde değil, değil mi?

Not defteri: Bu konuda yazacağım kış sezonu ile ilgili bir sonraki yazıya kadar dolaplarınızı açıp bir bakın. En çok neleri giymekten hoşlanıyorsunuz? Nelerin size çok yakıştığını düşünüyorsunuz? Yıllardır giymediğiniz boşu boşuna dolabınızda yer işgal eden neler var? Kurtarıcılarınız var mı? Neleri eksik görüyorsunuz? Ara sıra dolapları didikleyip ne var ne yok denemek iyidir,insanın aklına yepyeni fikirler getirir, keyfini çıkarın.

Dip not: Yukarıdaki kombinasyon bu sezondan. Gri renk genellikle tercih edilmese de asil, her zaman bir çok renkle kombinleyebileceğiniz, doğru kullanıldığında her daim insanı şık gösteren bir renktir. Okul üniformalarınızı unutun...

Read More... - Devamı burada...

Toolbar